Muratlı Masaj Salonu-Masöz Esra
Muratlı Masaj Salonu-Masöz Esra
Muratlı Masaj Salonu-Masöz Esra Birbirlerini ö ldü ren çizgi roman karakterlerini gö rmek için çizgi romanın sayfalarını karıştırdı. Balta kullanıyorlardı ve ortalık çok kanlıydı. Yerde bir el duruyordu. El pek mutlu görünmüyordu.
Çizgi romandan kafasını kaldırıp yataktaki kardeşine baktı. “Onları iyi mi ö ldü receğiz?” diye sordu.
“Onları vuracağız. ”
“I˙yi,” dedi ve baltalı çizgi roman karakterlerinden tekrar merhem reklamına dö ndü .
Merhem reklamındaki insanlardan hoşlanmıştı çünkü onlar merhem satmaktan hoşnuttular.
Hayalinde bir kapı ziline bastı.
Zil refah verici bir halde çaldı, birisi kapıya doğru geldi
Yaşlı bir adamdı. Adam, kızıl saçları haricinde dedesine benziyordu. “selam,” dedi adam. “Senin için ne yapabilirim?”
“Adım Johnny Logan, merhem satıyorum.”
“İçeri gir Johnny. Hava çok sıcak. Sana büyük bir bardak limonata getireyim, sonrasında da bana bu merhemi anlatırsın. Ve eğer güzel bir şeyse birkaç tüp alır, sana yörede oturan bununla ilgilenebilecek arkadaşlarımın isim ve adreslerini veririm.”
“Onları kalplerinden vururuz.” dedi kardeşi.
“Bu iyi,” dedi, kafasını çizgi romandan kaldırmadan.
“İşte limonatan evlat. Şimdi elinde ne tür bir merhem bulunduğunu söyle bakalım. Eğer iyiyse fiyatı umrumda değil.” “Bu, dünyadaki en iyi merhem. Chicago, Illinois’de yapılmış. ”
“Tam, kahrolası kalplerinden.”
“söylenenlere nazaran, bu şeyler babalarımızla başladı”
Muratlı Masaj Salonu-Masöz Esra
“bütün o Yunanlılar yüzünden ağlıyorum,” dedi Bob.
Başka bir gö zyaşı damlasına yer kalmayacak şekilde yü zü gö zyaşlarıyla dolmuştu. Tek bir damla için bir yer bulmaya çalıştı ama bulamadı, bu nedenle ağlamayı kesti.
“Ne Yunanlıları?” dedi Constance ve sö zcü kler ağzını terk ederken, hangi Yunanlılar bulunduğunu anladı. Bu o Yunanlılardı. Soruyu sormamış olmayı yeğlerdi.
“Yunan Antolojisi’ndeki Yunanlılar”, dedi Bob.
“Ne olmuş onlara?” dedi Constance, sonra ne dediğini fark etti. Bilinçsiz olarak kendisine tuzak kurduğunu ve bunun içine düştüğünü fark etti.
“Ölmüşler,” dedi Bob. Iki mutfak John ve Patricia yatmadan ö nce bir şeyler atıştırmaya karar verdiler. Saat gece yarısına, düzgüsel yatma vakitlerine yaklaşmıştı. Az ö nce yaşamış oldukları cinsel deneyimden dolayı acıkmışlardı.
“Saat kaç?” dedi John.
Patricia yatağın yanındaki saate baktı, çünkü John yattığı taraftan saati göremiyordu. “neredeyse on iki,” dedi.
“o halde, gidip bir şeyler hazırlayalım ve geri dö nü p, ben televizyonda Johnny Carson şovu izlerken, yatakta yiyelim,” dedi John.
Son yorumlar